Duvarın arkasındaki boşluk, Vincent’ın sığınağı değil, adeta mezarı gibi hissettiriyordu. Sol elindeki kanayan yara, kolektif bilincin o amansız atmosferinde, kendi zihnini çapalamak için yarattığı tek dayanağıydı. Obsidyene dönüşen kan damlaları, çürümüş deriyi andıran asfaltta minik, siyah lekeler bırakıyordu.
14Please respect copyright.PENANAnWm1gfwfIX
Dışarıdaki manzara, en dehşet verici halüsinasyonları bile gölgede bırakacak kadar korkunçtu.
14Please respect copyright.PENANAB2LzhVSW3h
Edward Wilson, o kapkara üniforması ve yanındaki yüzsüz, kas yığını dört zebani ile birlikte, aşırı doza girmiş Gizemli Adam’a doğru ağır ağır ilerliyordu. Gökyüzündeki çatlak büyüyor, gri televizyon karıncalanması gibi dökülen ışık, şehrin çarpık binalarını aydınlatıyordu.
14Please respect copyright.PENANA413ukaLXsH
"Sen," dedi Edward, sesi o kadar gür çıkıyordu ki, binaların camları (eğer o yapılar camdan yapıldıysa) titredi. "Senin formülün, benim krallığım olacak. Gerçek dünya artık umrumda değil."
14Please respect copyright.PENANAIxeDBK2arC
Gizemli Adam, daha doğrusu o binlerce yüzün ve sesin bir araya geldiği dalgalanan silüet, gülümser gibi oldu. "Krallık mı?" diye yankılandı o tuhaf, çok sesli fısıltı. "Burada taçlar çamurdan, tahtlar acıdan yapılır Edward. Sen sadece yeni bir kurbansın."
14Please respect copyright.PENANAecKovvz2EH
Edward elini kaldırdı. Dört zebani infazcı, inanılmaz bir hızla ileri atıldı. Fizik kuralları yoktu. İçlerinden biri, devasa bir binanın yan yüzeyine basarak zıpladı ve havadan Gizemli Adam'ın üzerine çöktü. Diğerleri ise doğrudan gövdesine saldırdı.
14Please respect copyright.PENANAb7rHJqGyPQ
Fakat Gizemli Adam'ın bedeni katı değildi. Zebaniler ona vurdukça, kolları ve bacakları, tıpkı koyu bir dumanın içine giriyormuş gibi onun içinde kayboldu. Gizemli Adam'ın içindeki o sayısız yüz, zebanilerin kollarını ısırmaya, onları kendi içine çekmeye başladı.
14Please respect copyright.PENANATNtTNZejXe
Zebanilerin yüzü yoktu ama acı dolu çığlıkları, şehrin sokaklarında yankılandı.
14Please respect copyright.PENANAY3DFcHNjy9
Edward’ın yüzündeki kibirli gülümseme silinmedi. Kollarını iki yana açtı ve odaklandı. Zihnindeki o dipsiz nefret ve şiddet arzusu, çevresindeki gerçekliği bükmeye başladı. Etraftaki yıkık dökük binaların duvarlarından fırlayan çelik kirişler, yerdeki asfaltın parçaları, adeta görünmez bir mıknatısın çekimine kapılmış gibi havalandı ve Gizemli Adam'a doğru mermi hızıyla fırladı.
14Please respect copyright.PENANAg9lb1nJ5JE
Edward, zihninin gücüyle bu evrenin fiziksel kurallarını kendi şiddetine göre baştan yazıyordu.
14Please respect copyright.PENANAtvMToOKfYN
"Seni parçalara ayırıp, o formülü her bir parçandan tek tek söküp alacağım!" diye kükredi.
14Please respect copyright.PENANAjwKSKBjBzO
Vincent, duvarın arkasından bu kaosu izlerken, April’ı bulma umudunun giderek azaldığını hissediyordu. Bu devler savaşırken, o ve April gibi sıradan zihinler arada ezilip yok olacaktı.
14Please respect copyright.PENANAoKE4NMxFCm
"Düşün..." diye fısıldadı kendine. "Mantık... Spinoza... Descartes... Hepsi birer aptaldı. Buranın mantığı yok."
14Please respect copyright.PENANAq3BCennGaO
O sırada, duvarın hemen yanında, karanlık bir sokak arasında bir hareket fark etti. İnce, solgun bir figür. Üzerinde dünden beri çıkarmadığı o gri hırka.
14Please respect copyright.PENANAxXiluroN0J
"April..."
14Please respect copyright.PENANAfvk3c8i8sH
Vincent sessizce, gölgelerin içinden o figüre doğru ilerledi. April, sokağın sonundaki devasa, paslı bir köprünün ayağına çökmüş, elleriyle yüzünü kapatmıştı. Etrafında, Simon’ın ağına düşen o koza-insanlardan farklı olarak, yere saplanmış, yüzlerce küçük, parlak kırık cam parçası vardı.
14Please respect copyright.PENANA9skQgbw22i
Vincent yanına çöktüğünde, April yavaşça başını kaldırdı. Gözleri yaşlı değildi ama bakışlarındaki o boşluk, ölümden bile daha derindi.
14Please respect copyright.PENANAA4d9laZWow
"Onu bulamadım," dedi April fısıltıyla. Sesi titriyordu. "Burada değil. Hiçbir yerde değil. Onu öldüren kamyon şoförünün zihnini bile buldum... Ama o yok."
14Please respect copyright.PENANAbViErXhydV
Vincent, April’ın omuzlarını kavradı. Omuzları o kadar soğuktu ki, Vincent gerçek dünyadaki donma hissinin April'a da geçtiğini anladı.
14Please respect copyright.PENANAllQGc9EDUk
"April, dinle beni," dedi acil bir fısıltıyla. "O öldü. O gitti. Burası bir ölümden sonra yaşam merkezi değil. Burası sönen zihinlerin çöplüğü. Bizim geri dönmemiz lazım. Hemen!"
14Please respect copyright.PENANAdbl70RdcKG
"Dönemeyiz," dedi April, başını iki yana sallayarak. "Sen uyuyorsun Vincent. Senin bedenin bir borunun içinde donuyor. Benimki... benim bedeni polislerin elinde, komada. Uyanırsak... uyanırsak ne olacak?"
14Please respect copyright.PENANANL74nUkT9Q
"Uyanırsak yaşayacağız! Burada kalırsak..." Vincent başıyla arkalarındaki meydanda devam eden savaşı işaret etti. "Burada kalırsak o canavarların oyuncağı olacağız."
14Please respect copyright.PENANAbRU961iLZe
Meydandan gelen korkunç bir patlama sesiyle ikisi de yere kapaklandı. Edward, Gizemli Adam'ın o çok sesli, dumanlı silüetini, zihinsel bir şok dalgasıyla ikiye yarmıştı. Gizemli Adam'ın içinden dökülen sayısız, acı çeken ruh, çığlıklar atarak gökyüzüne doğru dağıldı. Edward, o sisin merkezinde beliren, parlayan, siyah ve koyu kırmızı bir küreye doğru yürüyordu. Hapın özü. Formülün kaynağı.
14Please respect copyright.PENANAcqRGBCgysh
"Hadi," diyerek Vincent, April’ı kolundan tutup ayağa kaldırdı. "Uyanmanın bir yolunu bulmalıyız. O hapı satan adam, ölene kadar ya da uyanana kadar burada kalacağımızı söylemişti. Uyanmak için... bir şok lazım."
14Please respect copyright.PENANAG3HpwRZNpJ
Vincent elindeki kanlı dikiz aynası parçasına baktı. Gözlerini kapattı ve mantığını, korkusunu, tüm o felsefi zırvaları bir kenara itti. Sadece saf acıya odaklandı. Gerçek dünyada, buz gibi borunun içinde donan bedeninin hissettiği o korkunç soğuğu buraya çağırdı.
14Please respect copyright.PENANAe6OQzPt5iM
Kolektif bilinçteki rüya bedeni titremeye, dudakları morarmaya başladı.
14Please respect copyright.PENANAOQqblzvUuR
"Ne yapıyorsun?" dedi April, dehşet içinde geri çekilerek.
14Please respect copyright.PENANAYaNYpemkBL
"Bağlantıyı koparıyorum," diye dişlerini sıktı Vincent. Elindeki camı, sol avucuna daha derinden sapladı. "Bedene... acı sinyali gönderiyorum. Uyanmak zorundayız. April, benimle gel. Acıyı hisset. Acı, gerçek dünyanın tek çapasıdır!"
14Please respect copyright.PENANASQshBx26mm
Vincent, April'ın elini zorla kendi kanayan elinin üzerine bastırdı. April çığlık attı. Ama o an, gözlerindeki o donuk, uyuşmuş ifade kırıldı.
14Please respect copyright.PENANABocwEKuHl7
Meydandaki Edward, siyah küreyi eline aldığı an, gökyüzündeki çatlak birden kapandı. Etrafı sağır edici bir sessizlik kapladı. Edward küreyi havaya kaldırdı, ama o zafer anında, Vincent ve April’ın yarattığı o saf acı şoku, etraflarındaki gerçekliği bir ayna gibi çatlattı.
14Please respect copyright.PENANAN71PPuxNqp
Vincent’ın son gördüğü şey, Edward’ın o öfkeli bakışlarıydı. Sonra her şey, kusursuz ve dipsiz bir karanlığa gömüldü.
14Please respect copyright.PENANAWEpUKrikwz
GERÇEK DÜNYA - VERMONT, SAAT 06:40
14Please respect copyright.PENANAnGZkL06csT
Karanlık. Sadece karanlık ve kulakları sağır eden bir çınlama.
14Please respect copyright.PENANAuKBOAdGNFz
Vincent, ciğerlerine giren o dondurucu havayla birlikte şiddetli bir öksürük kriziyle gözlerini açtı. Karnına giren kramplar, kemiklerini donduran soğuk... Hepsi oradaydı. O tahliye borusunun içindeydi.
14Please respect copyright.PENANAQudG9GRfLx
Yaşıyordu.
14Please respect copyright.PENANAgxLmWyifWH
Tir tir titreyerek, elleri ve dizleri üzerinde sürünerek borunun çıkışına doğru ilerledi. Dışarı çıktığında, gün henüz ağarmamıştı. Karla kaplı orman, sessiz ve tehditkârdı.
14Please respect copyright.PENANACZJbTwU98x
Sol avucuna baktı. Elinde bir kesik yoktu, kan yoktu. Ama avuç içinde, sanki oraya dağlanmış gibi siyah, camsı bir yara izi duruyordu. Rüya dünyasının bir hatırası.
14Please respect copyright.PENANA0zUjljhW76
Ayağa kalkmaya çalıştı, başaramadı. Bacakları tutmuyordu. Karların üzerine yığılırken, polis köpeklerinin havlamaları çok uzaktan geliyordu. Kurtulmuş muydu? Yoksa bu sadece kabusun yeni bir perdesi miydi?
14Please respect copyright.PENANAWvA9Cagf62
Ve o an, Vermont’un o ayazında, cebinde bir titreme hissetti. Onlarca yıllık o eski, kırık ekranlı telefonu çalıyordu.
14Please respect copyright.PENANA11mV0bxidt
Elleri titreyerek telefonu çıkardı. Ekranda bilinmeyen bir numara vardı.
14Please respect copyright.PENANAUtwJie27VW
"Alo..." diyebildi, sesi fısıltıdan farksızdı.
14Please respect copyright.PENANAFOyzGdAFVm
"Profesör..." dedi hattın diğer ucundaki o tanıdık, hırıltılı ses. Simon Pall. Ama bu ses, sarhoş bir balıkçıya ait değildi. Sesi pürüzsüz, soğuk ve inanılmaz derecede kibirliydi.
14Please respect copyright.PENANAu5AzVSrRsW
"Beni o aynayla kandırdığını sandın, değil mi? Ama o dünyadan tek uyanan sen değilsin. Ve Edward denen o pisliğin orada yarattığı o yıkım, duvarları çatlattı, Vincent. Artık sadece biz oraya gitmiyoruz."
14Please respect copyright.PENANALg5d9hGQGl
Vincent’ın kanı çekildi. "Ne diyorsun sen?"
14Please respect copyright.PENANAyX2daRpAfa
"Diyorum ki," dedi Simon, alaycı bir kahkahayla. "Oradakiler, o zihin çöplüğündeki canavarlar... Artık onlar buraya geliyor. Ve April... O da onlarla birlikte. Uykun bitti profesör. Ama kabus yeni başlıyor."
14Please respect copyright.PENANAfLPEjIojyU
Telefon kapandı. Vincent, Vermont ormanının karanlığında, elindeki siyah yara izine bakarken, deliliğin ve gerçekliğin arasındaki o ince çizginin tamamen silindiğini biliyordu.
ns216.73.216.48da2


