10Please respect copyright.PENANAcoFy3zsEU0Haftalar birbirini kovaladı Mezuniyet balosu hazırlıkları başladığında, okulun her köşesi heyecanla doluydu. Kang-ho, Eun-ji’ye sormak için günlerce prova yapmış, sonunda o büyük teklifi bahçenin ortasında, herkesin gözü önünde yapmıştı. Eun-ji "Evet" derken gözleri gayri ihtiyari ağacın altına kaydı. Orası boştu. Kang-jin o gün okula gelmemişti.
O akşam, Eun-ji kütüphanede tek başına çalışırken masasının üzerine bırakılmış küçük bir zarf buldu. Üzerinde adı yazmıyordu ama zarfın köşesindeki o küçük, kara mürekkep lekesi sahibini ele veriyordu. Zarfın içinden bir bilet çıktı; şehrin diğer ucundaki eski bir sergi salonuna aitti. Altında tek bir cümle yazılıydı:
"Çizgiler bazen yarım kalır ama hikaye bitmez."
Eun-ji, Kang-ho’ya kütüphanede biraz daha kalacağını söyleyerek gizlice sergiye gitti. Loş salonun en arkasında, isimsiz bir tablo asılıydı. Tabloda bir kız vardı; elinde bir şemsiye, yağmurun altında duruyordu. Ama garip olan şuydu: Kızın sadece bir yarısı yağmurda ıslanıyordu, diğer yarısı ise parlayan bir güneşin altındaydı.
Eun-ji tablonun önünde dururken arkasından o tanıdık, sert ama yorgun sesi duydu:
"Güneşin altındaki o yarın, Kang-ho'ya ait," dedi Kang-jin. Gölgelerin arasından çıktı, yüzünde yine o ifadesiz maskesi vardı. "Yağmurun altındaki diğer yarın ise... hep benimle kalacak olan o gizli kederin."
Eun-ji ona doğru döndü, gözleri dolmuştu. "Neden ikisini birden çizmedin Kang-jin? Neden sadece birini seçmek zorundayım?"
Kang-jin bir adım yaklaştı, aralarındaki mesafe ilk kez bu kadar azdı. Elini yavaşça kıza doğru uzattı ama dokunmadan durdu. "Çünkü bir resimde iki güneş olmaz, Eun-ji. Eğer ikimiz aynı karede olursak, Kang-ho’nun dünyası kararır. Ve ben, onun karanlıkta kalmasındansa, kendi karanlığımda senin hayalinle yaşamayı tercih ederim."
O gece, sergi salonunun soğuk sessizliğinde son kez vedalaştılar. Kang-jin, Eun-ji'nin eline o meşhur defterden koparılmış bir sayfa bıraktı. Sayfada sadece bir gökyüzü vardı; bulutların arasından sızan bir ışık huzmesi.
Eun-ji sergiden çıktığında dışarıda Kang-ho onu bekliyordu. "Çok mu geciktin?" diye sordu Kang-ho her zamanki saf gülümsemesiyle.
Eun-ji, cebindeki o kağıt parçasını sıktı ve gülümsedi. "Hayır," dedi, "sadece bir hikayenin sonunu okumam gerekiyordu."
Kang-jin ise pencerenin arkasından onların uzaklaşmasını izledi. Kalemini çıkardı ve cebindeki son boş kağıda bir nokta koydu. Bu nokta, onun için yeni bir hayatın başlangıcı değil, Eun-ji’ye olan sonsuz sessizliğinin mührüydü.10Please respect copyright.PENANA2LyVYIQmHr


