48Please respect copyright.PENANA9HVvB2VC8MRüzgârın sesi dindi. Min-jae'nin uzaklaşan adımları sustu.
48Please respect copyright.PENANA2Mnje6JCQ8
Hae-in, o derin nefesi nihayet dışarı verdi. Gözlerini yavaşça açtığında, karşısında ne okul kapısı, ne de rüzgârda uçuşan turuncu yapraklar vardı. Evinin çatısındaydı Kalbi hala o anı yeniden yaşamış gibi hızlı atıyordu. Gözlerini sıkıca yumup hatırladığı her şey; o ilk tanışma, rüzgârlı bahçe, Min-jae’nin o buruk gülümsemesi ve o kaçınılmaz vedanın ağırlığı... hepsi sadece bir hatıraydı. Bir "şans" ya da bir "başlangıç" değil, çoktan yaşanıp bitmiş bir hikâyenin yankısıydı.
Gece yarısını çoktan geçmişti. O sahneyi, o "keşke"yi o kadar canlı hayal etmişti ki, bir an için zamanın gerçekten geri aktığına inanmıştı. Ama gerçeklik,evin çatısındaydıO anahtarlık, evrende var olmayan bir geçmişin değil, tam da bu evrende, bu hayatta yaşanmış, acısıyla tatlısıyla kabul edilmiş bir geçmişin tek gerçeğiydi.Hafızası, o korkunç kazanın olduğu geceyi sanki bir sis perdesinin arkasına saklamıştı.O kazadan sonra Hae-in, hayatının en büyük parçasını, yani Min-jae’yi unutmuştu. Ama ruhu unutmamıştı. Çatıda gördüğü o gölge, hissettiği o tarif edilemez özlem aslında kalbinin bir çığlığıydı.Yavaşça karşıdaki binanın çatısına baktı. Gözleri yaşlarla dolarken 48Please respect copyright.PENANA5n4i381fE7


