39Please respect copyright.PENANAoaW49uPDbxBugün, Elara'nın yeni, korkusuz ve acımasız acımasızlığın ilk günündeydi.
Elara'nın annesi, kızının sabahki garip halinden sonra tüm gün endişe içinde beklemişti. Kapının açılma sesiyle yüreği ağzına geldi. Kapıdan giren kız, onun hüzünlü Elara'sı değildi. Saçları sert bir şekilde genişletilmiş taranmış, gözleri her yerinde daha keskin ve soğuk görünüyordu. Giyimi, duruşu, neredeyse her şeyi değişmişti.
Annesi, kızının bu yabancılaşmış hali karşısında kapıldı. "Elara, bu ne hal?" diye sesi titreyerek sordu. "Neler oluyor sana?"
Gölge Elara, annesine bakan soğuk bir gülümseme kondurdu dudaklarına. Sesi, Elara'nın sesine benziyordu ama tonlaması buz gibiydi. "Hiçbir şey anne" dedi. "Sadece... ben buldum."
Annesi, kızının bu karşısına çıkan zorluklardan daha da endişelendi. Elara'nın gözlerindeki o karanlıkların serbest bırakılması, onu korkutuyordu. "Kızım, senin için çok endişeleniyorum" dedi. "Hastaneye mi gitsek?"
Gölge Elara, annesinin bu teklifi karşısında sert bir tavır aldı. "Hastaneye ihtiyacım yok" dedi. "Ben gayet iyiyim. Hatta daha önce hiç bu kadar iyi olmamıştım."
Gölge Elara, annesinin yanından ayrılıp ayrılmaya yöneldi. Annesi, kızının gidişini izledi. Yüzündeki o belirsiz değişim, onu korkutuyordu. Kızının ruhunun ele geçirdiğini bilmiyordu
Gölge Elara, ertesi gün okula giderken, arkadaşları ve öğretmenleri de ondaki değişimden fark ettiler. Hüzünlü, çekingen Elara'nın bu kadar güçlü ve otoriter bir performans sergileyen kız hayranlığıyla izliyorlardı. Ama bu hayranlık, sürekli yeri korkuya ve endişeye bıraktı.
Gölge Elara, kendi isteklerine göre hareket etmeye başladı. Öğretmenlerin parçaları dinlemiyor, arkadaşları aşağılanıyor ve bölünmeleri hiçe olmuyordu. Onun bu davranışları, sonradan bir kaos ortamı yarattı.
Özellikle Elara'nın en yakın arkadaşı Natalie, bu değişimdeki en çok hisseden kişiydi. "Elara, neler oluyor sana?" diye sordu Natalie bir sesle bilmiyordu. "Sen böyle değildin."
Gölge Elara, Natalie'ye bakıp alaycı bir gülümseme kondurdu dudaklarına. "Ben böyle değildim" dedi. "Ama artık böyleyim. Ve sen de buna alışmak zorundasın."
Natalie, kızının bu karşısına çıkan zorluklardan daha da endişelendi. Elara'nın gözlerindeki o karanlıkların serbest bırakılması, onu korkutuyordu. Gölge Elara, okulda kazandığı popülaritenin tadını çıkarırken, etrafındaki insanları birer piyon gibi kullanmaya başladı. Artık Natalie gibi eski, "zayıf" arkadaşlara ihtiyacı yoktu. Okulun en etkili ama bir o kadar da acımasız grubuyla vakit geçirmeye başladı. Onların gözünde Elara, aniden "uyanan" ve içindeki potansiyeli keşfeden bir liderdi. Ancak Natalie, bu yeni Elara’nın gözlerinin arkasında bir boşluk, bir yabancılık görüyordu.Bir akşam, Natalie gizlice Elara’yı takip etmeye karar verdi. Elara, her zamanki yolundan sapıp kasabanın dışındaki eski, terk edilmiş bir kütüphaneye girdi. Natalie, nefesini tutarak peşinden süzüldü. İçerisi tozlu raflar ve küf kokusuyla doluydu. Elara, kütüphanenin en karanlık köşesinde duran, devasa, gümüş çerçeveli bir aynanın önünde durduNatalie, saklandığı rafın arkasından izlerken dehşet verici bir şeye tanık oldu. Elara aynaya bakmıyordu; ayna ona bakıyordu.39Please respect copyright.PENANAxqV97uX9m9


