41Please respect copyright.PENANAqC15JbTjSBBu belirsizlik, Elara'nın zihninde bir kasırga gibi esmeye başladı. Kendi kimliğini kaybetme korkusu, onu ele geçirmek üzereydi. Aynadaki yansımasına bakarken, kendi gözlerinin içindeki karanlığın derinleştiğini hissetti.
Bu sırada, odanın kapısı aniden açıldı. Elara’nın annesi içeri girdi. Kızının yüzündeki solgunluk ve gözlerindeki korkuyu hemen fark etti.
"Elara, ne oldu?" diye sordu endişeli bir sesle. "Çok kötü görünüyorsun."
Elara’nın annesi ona yaklaştı ve elini alnına koydu. Elara’nın annesinin dokunuşu, ona bir anlığına güven ve sıcaklık hissettirdi.
"Hiçbir şey yok anne," dedi Elara, sesinin titrememesi için büyük bir çaba sarf ederek. "Sadece kötü bir rüya gördüm."
Elara’nın annesi ona şüpheyle baktı ama üstelemedi. Kızının yüzündeki o belirsiz değişimi fark etmişti ama ne olduğunu tam olarak anlayamamıştı.
Elara, annesinin yanından ayrılıp odasına döndü. Aynaya bir kez daha baktı. O karanlık parıltı, hala oradaydı. Bu sefer, sadece aynada değil, kendi içindeydi. Kendi ruhunun en karanlık köşelerine kadar sızmıştı.
Bu, Sessiz İstila’nın sadece başlangıcıydı. Elara, artık sadece aynadaki yansımayla değil, kendi içindeki karanlıkla da savaşmak zorundaydı. Bu savaşın galibi kim olacaktı? Elara’nın aydınlık tarafı mı, yoksa Sessiz İstila’nın getirdiği o karanlık ruh mu?
Elara titreyen elleriyle masanın üzerindeki tarağı aldı. Saçlarını tararken aynadaki yansımasına bakmamaya çalışıyordu. Ancak gözleri istemsizce o cam parçasına kaydı. Yansıması, o tarakla saçlarını taramıyordu. Aynadaki Elara, kollarını göğsünde kavuşturmuş, alaycı bir ifadeyle gerçek Elara’yı izliyordu.
Elara donup kaldı. Tarak elinden düşüp halının üzerine sessizce yuvarlandı. Aynadaki "o", yavaşça öne doğru eğildi, sanki camın içinden dışarı çıkacakmış gibi yüzünü yaklaştırdı.
"Annen bile anlamadı," dedi aynadaki yabancı. Sesi artık sadece zihninde değil, odanın içinde soğuk bir rüzgar gibi esiyordu. "Seni en iyi tanıyan kişi bile sendeki bu 'fazlalığı' fark edemedi. Acizsin Elara."
"Benden ne istiyorsun?" diye bağırdı Elara. Sesi hıçkırıklarla boğulmuştu.
Yabancı, Elara’nın en sevdiği kolyeyi—annesinin hediyesi olan gümüş zinciri—boynunda parmağına doladı. Ama gerçek Elara'nın boynunda kolye yoktu; o kolye dün gece masanın üzerinde kalmıştı.
"İstediğim şey sadece bu beden değil," dedi yabancı, gözleri anlık bir parıltıyla kararırken. "Ben senin yaşayamadığın o cesur hayatı istiyorum. Senin korkup geri çekildiğin her anı, ben fırtına gibi yaşayacağım. Ve bugün... bugün ilk randevumuz var, hatırladın mı?"
41Please respect copyright.PENANAEcYA2BC5el
41Please respect copyright.PENANAwlJZmRBXPT


