9Please respect copyright.PENANAveyXlNxkS6Eun-ji'nin sıcaklığıyla aydınlanıyordu. Çizdiği o bir çift göz, sadece bir resim değil; Kang-jin'in yıllar sonra bulduğu yaşama sevinciydi. Kağıdın üzerinde beliren çizilmiş parlayan çift göz bile , odadaki o loş ışığı bile daha parlak hale getiriyordu.
Eun-ji, elini daha da sıkı tutarak yürüyordu. "Hiç bu kadar 'biz' olmamıştık," dedi sesi huzurla tam anlamıyla.
Dışarıdaki yağmur dinmiş, yer sabaha karşı çökmüş ya da tatlı serinliğe bırakılmıştı. Kang-jin, bir çizgiyi de mühürledikten sonra kalemi gölgede bıraktı. Artık defterin son sayfasında bir ayrılık notu veya gizli bir keder değil, iki ruhun bütünleştiği o anın mühürü vardı.
Kang-ho'nun o gece sergisinde ortaya çıkarken söylentiler de zihninde yankılanıyordu: "Seni ben güneşim sanmıştım ama sen o geceye aitsin ve o gece, sana aydınlanıyor." Kardeşinin bu kadar olgun, veda dolu kabullenişi, aralarındaki engeli de yıkmıştı. Artık hiç kimseye haksızlık yapmıyorlardı; sadece kendi gerçeklerini yaşıyorlardı.
9Please respect copyright.PENANA77evr93Zzb
9Please respect copyright.PENANAD34i4dW13x
9Please respect copyright.PENANApt20KZUMjt
9Please respect copyright.PENANAPtZMkGX6Jx
Sabahın ilk ışıklarından pencereden süzülürken, Kang-jin ve Eun-ji, Kang-jin'in hayallerindeki o ilişki, sessiz yerlerden ayrılırken şehrin kalabalıklığa yayılıyordu . Artık sadece siyah kalemleri yoktu; Eun-ji onun ömrünün rengini getirmişti.
Eskiden yağmur Kang-jin için keder demekti. Şimdi ise, Eun-ji elinden tutup onu su birikintilerinin içine çektiğinde, yağmur sadece birlikte sırılsıklam olup eve koşarken kavgaların ve gülmelerin eğlencesiydi. Şemsiyeyi bir kenara fırlatıp, çocuk gibi caddelerde koştular.
Gece Yarısı Atıştırmalıkları: Kang-jin'in o sessiz odası artık mısır patlağı erimişti. Eski, siyah beyaz filmleri izleyip sonlarını kendilerine göre yeniden kurguladılar. Kang-jin, Eun-ji uyuyakaldığında onun kalemle küçük bir bıyık çizip fotoğraf çekilinceye kadar çocuklaşmıştı Eun-ji’nin rüzgarda uçuşan saçlarına bakarak konuştu: "Eskiden sadece acıyı çizebildiğimi sanırdım. Meğer sadece senin gülüşünün rengini bulamamışım."
Eun-ji, başını omzuna yasladı. "Artık o rengin benim Kang-jin. Ve o renk hiç solmayacak."
Kang-ho ise uzaktan, onları bir sahil kafesinde gülerken gördüğünde yürürken. Artık sızı değil, abisinin nihayet mutluluğunu görmenin huzuru vardı. Kardeşlik bağı, bir fedakarlık hikayesinden, herkesin kendi yolunda mutlu olduğu bir barış hikayesine evrilmişti.
Kang-jin ve Eun-ji için artık her gün yeni bir beyaz sayfaydı ve bu seferki hüzünle değil, beraber yaşadıkları o çocukça, deli dolu anılarla.. SON... 9Please respect copyright.PENANAlhDjvl3epS


